Home » News » Siyasi bir fırsat olarak Gürcistan krizi

Siyasi bir fırsat olarak Gürcistan krizi

Mensur Akgün

Krizler bazen beklenmedik sonuçlar doğurur. Gürcistan krizi de en azından Türkiye açısından beklenmedik sonuçlar doğurmaya aday. Bunların başında da Türkiye’nin bir türlü barışamadığı komşusu Ermenistan ile ilişkilerini düzeltmesi geliyor.
Bildiğiniz gibi Ermenistan-Türkiye ilişkileri 1992’den bu yana buzdolabında. İki ülke arasında uçak seferleri var ama sınır kapıları kapalı. Türkiye Ermenistan’ı devlet olarak tanıyor ama diplomatik ilişki kurmaya yanaşmıyor.
Ermenistan, ilişkileri önkoşulsuz geliştirmekten yana. Türkiye’nin ise önkoşulları, daha doğrusu artık sadece bir önkoşulu var. Sadece bir diyorum çünkü son zamanlarda yapılan açıklamalardan en önemli ve yerine getirilmesi zor önkoşulun artık önkoşul olmaktan çıktığı anlaşılıyor.
Görünen o ki artık Türkiye Ermenistan’la olan ilişkilerini bu ülkenin Azerbaycan’la arasındaki toprak ihtilafının çözümü yolunda adım atılmasına endekslemekten vazgeçti. Türkiye’nin tek beklentisi 2005 yılında önerdiği soykırım meselesine tarihçilerden oluşturulacak bir komisyonun bakma teklifini Ermenistan’ın kabul etmesi.

Ancak yine de Ermenistan’la ilişkilerin gelişmesi uğruna Azerbaycan’ın dostluğunun zedelenmemesi gerekiyor. Azerbaycan pek çok açıdan Türkiye için önemli bir ülke. Üstelik iki ülke arasında etnik yakınlıktan kaynaklanan duygusal bir bağ da var. Kısacası Türkiye’nin Azerbaycan’ı Ermenistan’la yakınlaşmasının faziletine inandırması gerekiyor.
Gürcistan krizi, aslında kriz sırasında Türkiye’nin önerdiği Kafkaslar’da “Güneydoğu Avrupa İstikrar Paktı” benzeri bir oluşuma yol açabilecek “platform” fikri işte tam da böyle bir imkân sunuyor. Bugün Bakü’ye günü birlik bir çalışma ziyareti gerçekleştirecek olan Başbakan Erdoğan platform teklifini masaya yatırdığında Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkilerinin normalleşmesi de dolaylı dahi olsa gündeme gelecek.
Umarız Erdoğan da Aliyev de bu tarihi fırsatı iyi değerlendirir ve Türkiye’nin Kafkaslar’da yapıcı bir rol oynamasının önünü açacak Ermenistan-Türkiye ilişkilerinin normalleşme sürecine katkıda bulunur. Zaten Türkiye’nin 16 yıldır Ermenistan’la ilişkilerini askıda tutması kimseye yarar sağlamadı. Dağlık Karabağ sorununun Azerbaycan’ın istediği gibi çözülmesine hiç bir katkıda bulunmadı.
Ayrıca güç kullanmanın mantığı da Güney Osetya müdahalesinden sonra ortadan kalktı. Dağlık Karabağ sorununu Azerbaycan’ın güç kullanarak çözmeye kalkışmasının sonucunda bu sorunun tıpkı Güney Osetya gibi çözülmeyeceğinin hiçbir garantisi yok. Hatta Aliyev’in elindeki enerji kozuna rağmen Saakaşvili kadar “Batı”dan destek görmesi de mucize olur. Ne de olsa karşısında Osetler değil güçlü lobisiyle Ermeniler var.

Türkiye’nin geriye kalan tek önkoşulunun karşılanması konusunda da olumlu gelişmeler yaşanıyor. Haziran ayında Moskova’ya üç günlük resmi bir ziyaret için giden Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan Rusya’daki Ermeni diyasporasının önde gelen temsilcileriyle konuşurken Türkiye’nin Tarihçiler Ortak Komisyonu önerisine karşı olmadığını söyledi.
Her ne kadar Ermenistan’da muhalefet Sarkisyan’ın bu açıklamasını vatana ihanetle eş tuttuysa da sağduyulu insanlar Cumhurbaşkanı’nın yaklaşımını destekliyor. “Madem ki biz haklıyız, o zaman neden korkuyoruz?” diyor.
Gerçekten de Ermenistan açısından korkulacak bir şey yok. 1915’te yaşanan trajedi 1948 Soykırım Sözleşmesi anlamında bir soykırımsa ve ortak komisyon bunun böyle olduğunu kabul ederse o zaman zaten dedikleri olacak, Türkiye bu korkunç trajediyi soykırım olarak tanıyacak. Eğer komisyon soykırım olmadığına hükmederse, o zaman belki biraz sarsılacaklar ama Türkiye’nin dostluğunu kazanmış olacaklar.
Buna rağmen Sarkisyan’ın desteklenmesi gerekiyor ve belli ki Ermenistan Cumhurbaşkanı bu desteğin Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan gelmesini bekliyor. Eylül başında Dünya Kupası elemeleri için Ermenistan’da oynanacak maçı seyretmek için Gül’ü Erivan’a çağırmasını başka türlü okumak zor.
Anlaşıldığı kadarıyla Gül de Erivan’a gitme yanlısı. Sarkisyan ve ekibi Gül’ün gelmesini istiyorsa, Gül’ün orada el üstünde tutulmasını sağlamak için elinden geleni yapmalı. Unutmayalım ki Gül’ün yaşayabileceği en ufak bir tatsızlık sorunun çözümünü 10 yıl erteleyebilir.
Bunun dışında Ermeni tarafı Cumhurbaşkanı Gül’ün de risk aldığını, oraya sadece maç seyretmeye gidemeyeceğini, tarihçiler komisyonu meselesinin bu vesileyle çözülmesinin şart olduğunu umarım anlıyordur. Yine umarım onlar da Gürcistan krizini bir fırsat olarak görüyordur ve Türkiye’nin attığı -Türk Tarih Kurumu’nda yapılan değişiklik de dahil- adımları doğru okuyordur.

Krizler bazen beklenmedik sonuçlar doğurur. Gürcistan krizi de en azından Türkiye açısından beklenmedik sonuçlar doğurmaya aday. Bunların başında da T…

Referans Gazetesi
20.08.2008

Leave a Comment

*

Copyright © 2026 Tabdc.Org Sitemizdeki İçeriklerin Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz Kullanılamaz. Akgün Medya

Scroll to top