| Dikkatinizden kaçmış olabilir ama Ermenistan-Türkiye ilişkileri de normalleşmeye başladı. Dışişleri Bakanı Babacan, taraflar arasında bir süredir kesik olan görüşmelerin İsviçre’de yeniden başladığını açıkladı. Ermenistan Cumhurbaşkanı Gül’ü maç seyretmek için Erivan’a davet etti. Devlet Başkanı Sarkisyan, “soykırım” sorununun tarihçilere bırakılmasına karşı olmadığını söyledi.
Görünen o ki soykırım meselesi için önerilen ortak komisyon fikri bir şekilde hayata geçecek olursa, Türkiye Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirecek. Açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla iki ülke ilişkilerindeki Azeri ipoteği de kalkmış. Çünkü yakın zamana değin Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki sorunların çözümü yolunda adım atılması Türkiye’nin bu ülke ile ilişkilerini geliştirebilmesi için bir önkoşul olarak konmuştu.
Temel iddia Azerbaycan’ın bizden başka dayanacak dostu olmadığı, onu yüzüstü bırakamayacağımız yönündeydi. Fakat nedense kimse Ankara ile Erivan arasında bunca yıldır ilişki kurulmamış olması sayesinde ne elde edildiğini, Ermenistan’ın bundan ne kadar etkilendiğini kendine sormak zahmetine katlanmadı. Sınır kapılarının kapalı olmasının, Ermenistan ekonomisini etkilediği kadar sınır şehirlerimizi de etkilediğini görmek istemedi.
İlişkisizlik statükosunu korumak isteyenler sanki Ermenistan sınırları değiştirmeye cesaret edebilirmiş gibi, iki ülke arasındaki sınır çizgisini belirleyen 1921 tarihli Kars ve Gümrü antlaşmalarını tanımadığını iddia ettiler. 1991 yılında Ermenistan Parlamentosu’nun aldığı hezeyan yüklü bir kararı bunun delili olarak gösterdiler.
Ermeni milliyetçilerinin ihtirasları da bizim tarafta yankısını ziyadesiyle buldu. İhtiraslar gerçeklermiş gibi kabul edildi. Halbuki Türkiye’nin önünde 1939’dan bu yana sınırları tanımayan, Hatay’ı haritalarında kendi toprağı olarak gösteren bir Suriye örneği vardı ve Öcalan krizinden sonra bu ülkeyle olan ilişkilerin tahminlerin ötesinde gelişmiş, toprak meselesi gündemden düşmüştü.
Türkiye’nin kolektif aklı nedense Suriye örneğine pek itibar etmedi. Soykırım meselesinde Ermenistan’dan resmi tutumunu değiştirmesini, ilişkiye girmek için Türkiye’nin resmi tutumunu benimsemesini bekledi. Soykırım meselesini tarihçilere bırakalım diyen Türkiye siyasetçilerinin ağzından soykırım olmadığını dünyaya ilan edip durdu.
Bu arada sivil toplum örgütleri, işadamları, akademisyenler ve devletler iki ülke arasındaki ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunmaya çalıştı ama beceremedi. Konvansiyonel mantığın tam da tersinin olmasını beklediği bir anda, Türkiye sürpriz yaptı ve normal şartla altında, yani kapatma ve Ergenekon davalarının gölgesinde AK Parti iktidarının kendi muhafazakâr seçmeninin tercihlerini de göz önüne alarak, Erivan ile ilişkileri germesi beklenirken tam tersini yaptı.
1991 Kasım’ındaki tanımadan bu yana normalleşemeyen ilişkilerin normalleşmesi yolunda adım atmaya başladı. Eğer bu adımlar Ermeni tarafınca da önemsenirse, bu kez ilişkiler normalleşeceğe, Türkiye’nin sırtından bir yük daha kalkacağa benzer. Belli ki artık bizim için Azerbaycan önkoşul değil. Bizim dışımızda ve sonucunu hiç bir şekilde etkileyemediğimiz bir sorun yüzünden siyasi bedel ödemeye devam etmeyeceğiz.
Üstelik ilişkilerin normalleşmesi de Kafkasların jeopolitiğini altüst edecek. Türkiye korkusundan başka yerlerden destek arayan Ermenistan’ın desteğe ihtiyacı kalmayacak. Ermenistan, Rusya ve İran ile olan ilişkilerini gözden geçirecek. Türkiye’nin zaman içinde Ermenistan’ın güvenini kazanması halinde Karabağ sorununa müdahil olması, İsrail-Suriye ilişkilerinde olduğu gibi yapıcı rol oynaması mümkün olacak…
News Source |