Türkiye ve Ermenistan: Bölgede zorunlu dostluk
KAAN SOYAK* / Güney Kafkasya’daki istikrarın sağlanmasında kilit ilişkinin Türkiye-Ermenistan’dan geçtiğine inanıyorum. İki ülke arasındaki ilişki sadece bölgesel barışa değil, tekstil ve turizm başta olmak üzere birçok ekonomik alanda her iki ülkenin gelişmesine de büyük katkılar sağlayacaktır.
Türkiye-Ermenistan arasında diplomatik ilişkilerin kurulması ve Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki sorunların çözümüne bizzat katkıda bulunması hiç bu kadar önemli ve gerekli bir hale gelmemişti. Son Gürcistan-Rusya arasında yaşanan kriz hepimizi şok etti ve bölgenin jeopolitik bir kaosa ne denli açık olduğunu da bir kez daha gösterdi. Türkiye dâhil hiçbir ülke Osetya ve Abazya sorunlarının bu denli kanlı bir hale gelebileceğini tahmin bile etmemişti, simdi bir düşünün ki, Yukarı Karabaş sorununun çözülememesi hem başta Ermenistan ve Azerbaycan, hem de bölgenin Türkiye dâhil diğer ülkeleri için ne denli büyük bir tehlike taşımakta. Ermenistan dâhil bütün Güney Kafkasya ülkeleri Türkiye’yi bölgenin bir abisi gibi görmekteler. Türkiye ise son dönemlere kadar bölgenin büyük bir ülkesi gibi hareket edip ulusal çıkarlarını ön planda tutmak yerine, Güney Kafkasya’da dinî ve etnik temellere dayalı savunma ağırlıklı bir dış politika çizgisi izledi ve birçok politik sorunun çözüm sürecinin dışında kaldı.
KAFKASLARDA BARIŞ ERMENİSTANSIZ OLMAZ
Son 15 yıldır izlenen bu politika son birkaç yıldır biraz değişim içerisine girdi. Türkiye geçen haftalarda bir Kafkas Platformu önerisinde bulundu ve yıllardır diplomatik ilişki kurmadığı komşusu Ermenistan’ı da bu platforma davet etti. Türkiye‘nin söyledikleri artık dinlenmeye başladı, bölge ülkelerinin Türkiye’nin çok daha aktif, objektif girişimlerine ve söylemlerine ihtiyacı vardır. Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki tüm ülkeler üzerinde eşit oranda güven uyandırmasına ve güven arttırıcı adımlarını bütün bölge ülkelerine eşit oranda atmasında acilen ihtiyaç vardır, konuşulan Kafkas Platformunda Türkiye’nin istenilen düzeyde etkin olmasının anahtarı ise sağlanacak bu güven ortamıdır. Güney Kafkasya’daki bu güven ortamının olmaması bu ülkelerin silah alımlarının ve istikrarsızlığın artmasına, ülke bütçelerinin açık vermesine ve her şeyden önemlisi sivil toplumun gelişmemesine neden olmaktadır.
Ben Güney Kafkasya’daki istikrarın sağlanmasında kilit ilişkinin Türkiye-Ermenistan’dan geçtiğine inanıyorum. Ermenistan hem Gürcistan’da, hem İran’da hem de özellikle Rusya’daki etkin ve yaygın diasporasıyla sınırlarının çok ötesinde politik etkiye sahip olabilen bir ülkedir. Ne diyor Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül: Türklerle Ermeniler yüzyıllardır aynı topraklarda yaşamışlardır, Osmanlılar Ermeniler’e Millet-i Sadıka demişlerdir, Osmanlı Devletinde çok kritik görevlerde Ermeniler yer almaktalardı, birçok acı ve tatlı anılarımız vardır, bütün komşularımızla problemlerimizi çözmek istiyoruz. Sorunların diyalog yoluyla çözümüne çok önem veriyoruz. Bölgede problem çözen bir ülkeyiz. Kafkaslar’da da barışa, istikrara çok önem veriyoruz. Kafkaslar’da donmuş problemleri, başta Yukarı Karabağ olmak üzere diyalog yoluyla, cesaretle çözmenin bu bölge insanına büyük huzur ve refah getireceğine inanıyorum.
GÜL’ÜN ZİYARETİ ÖNEMLİ BİR FIRSAT
Türkiye en kısa zamanda bütün bölge ülkelerinin bölgesel projelere katılmasını sağlamalıdır. Kültür ve gelenekler olarak birbirine çok yakın olan bölge insanının, farklı etnik kökenlerden ve dinlerden olsalar da, güvenli bir ortam oluştuğunda tahminlerin ötesinde bir istikrar ve refah düzeyini yakalayacaklarına hepimiz Sayın Cumhurbaşkanımız gibi inanmaktayız.
Bölgemizdeki en küçük bir Rusya-ABD çekişmesinin bile bölge halkına ve bölge ekonomisine ne denli zarar verdiğini ve bölgedeki diğer ülkeleri nasıl etkileyeceğini hepimiz gördük. Bu bakımdan ABD’nin de görüşleri alınarak hazırlanacak bir Kafkas İstikrar ve İşbirliği Platformu’nun son derece gerekli olduğuna inanıyorum. Karadeniz Ekonomik İşbirliği Konseyi’nin (KEİK) de güvenlik konularını da içeren çok daha aktif bir konuma gelmesinde büyük yarar vardır. Güney Kafkasya’daki sorunların çözümünde KEİK de önemli katkılarda bulunabilir.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kafkas Platformu’na Ermenistan’ın da dahil edilmesini Bakü’den açıklaması son derece anlamlıdır. Bu durum hem Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasına Rusya’nın artık hazır olduğunu, hem de Azerbaycan’ın Türkiye-Ermenistan yakınlaşmasını Rusya’nın da teşvikleriyle çok daha sakin bir üslup ile karşılayacağını göstermektedir. Diplomatik ilişkilerini kurmuş bir Ermenistan-Türkiye ilişkisi Yukarı Karabağ sorununun çözümünde de büyük katkılar sağlayabilir.
Hepimiz hatırlarsak, Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır 1993`ten beri kapalı. direkt herhangi bir temas ve ticaret yapılamıyor, 1995-1996 yıllarında Türkiye ile Ermenistan arasındaki ticari ilişkilerin üçüncü ülkeler üzerinden yapılmasından ve satıcı ve alıcıların birbirlerini tanıyamaması ve yüksek maliyetin halklar tarafından ödenmesinin önüne geçilmesi ihtiyacı ilk kez olarak KEİK de 1997 yılında gündeme geldi ve o dönem iki ülke arasında gayri resmî Türk-Ermeni İş Geliştirme Konseyi (TABDC) kurulması kararlaştırıldı. Konseyin çalışmalarına başlamasıyla iki ülke arasındaki ticaretin hemen hemen tümünde üçüncü ülkelerin bu durumdan marj elde etmeleri ortadan kaldırıldı ve iki ülke arasındaki satıcı ve alıcıların birbirleriyle direk teması sağlandı, üçüncü ülkeler yalnızca dokümantasyon amacıyla kullanılmaya başlandı. Ermeniler aynen Osmanlı devletinde olduğu gibi Türk işadamlarının en önemli iş ortağı haline geldiler. Birlikte hem Rusya’da hem de Orta Asya ülkelerinde büyük projelere girdiler. Hatta öyle ki, şu anda Rusya’ya ilk giren ve en büyük işleri yapan şirketlerimizden birkaçına Ermeniler Rusya’da en önemli iş bağlantılarını sağlamışlardır. Türkler ile Ermeniler arasında ticari anlamda mükemmel bir işbirliği anlayışı vardır. İşadamları arasında büyük bir güven vardır. Yıllardır birbirinden ayrı tutulan iki halk arasında yakınlaşmayı arttırmak için çok sayıda aktivite yapıldı, akademisyenler, gazeteciler, öğrenciler, iş adamları, sporcular, sanatçılar arasında çok sayıda geziler başta Türk-Ermeni İş Geliştirme Konseyi olmak üzere başka birçok sivil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirildi. Bizler Türkiye’de en çok sıkıntı çeken tekstil sektörünün Türkiye ile Ermenistan arasında sınırın açılması ile düzlüğe çıkacağına inanıyoruz, çünkü Ermenistan eski Sovyetler Birliği’nin tekstil üretim merkeziydi ve şu anda bile Rusya’dan gelen enerji alımını, tekstil ile geri ödemeleri mümkündür, Ermenistan’ın tekstil makinelerine ve Türkiye’de üretilen kumaşa ihtiyacı vardır. Batı Ermeni Diasporası (ABD ve Kanada’da ve Avrupa’da yerleşik) ortak üretilen tekstilleri pazarlamaya hazırdır.
Türkiye’yi hemen ekonomik olarak düzlüğe çıkaracak bir diğer sektör turizmdir. Akdamar Kilisesi, Ani Harabeleri dünyada ki 6 milyon Ermeni Diasporasının hemen hemen hepsinin ziyaret etmek istedikleri iki yerdir. Dünyada böyle popüler ve ziyaretçi garantisi olan başka bir yer yoktur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin en kısa zamanda turizm ile ekonomisini biraz olsun düzeltmesi mümkündür. Her yıl on binlerce AB ve ABD pasaportlu Ermeni asıllı turistin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki atalarının yaşadığı şehir ve köyleri ziyaret edip Anadolu misafirperverliği ile kendilerine hoş geldiniz denmesi birçok sorunun en kısa zamanda çözümünü teşvik edecektir.
FUTBOLU BARIŞ BAHANESİ YAPALIM
6 Eylül’deki Türkiye-Ermenistan futbol maçı hem Ermenistan için hem de Türkiye için büyük bir şanstır. Ermenistan Cumhurbaşkanı’nın davetinde son derece samimi olduğuna inanıyorum ve ben Sayın Gül’ün maça gideceğine kalben inanıyorum. Hem Sayın Gül’ün hem de Sayın Sarkissian’in her iki ülkenin de başında olmaları bizler için büyük bir şanstır. Tabii ki hem Türkiye’de hem de Ermenistan’da bu gidişe karşı çıkan azınlık olacaktır ama yıllarca olumsuz düşünceleri dile getirenler dinlendi ve sonuçta ne oldu, ilişkilerde hiçbir ilerleme sağlanamadı, bu bakımdan bu kez farklı bir değerlendirme yapılmasından yanayım. Eğer Cumhurbaşkanımız maça gitme kararı alırsa bizler de TABDC olarak elimizden geldiğince bu seyahate karşı çıkabilecek kişi ve kurumlar ile hemen bağlantıya geçip kendilerini olumlu düşünmeye teşvik ederiz.
Türkiye son yıllardaki ekonomik kalkınmasıyla dünya gözünde son derece güvenilir ve iş ortaklıkları yapılabilecek bir ülke konumundadır. Yurt dışında yaşayan Türkler için en büyük övünç kaynağı Türkiye’nin hem ekonomik olarak güçlü olması ve hem de bulunduğu bölgede bütün ülkeler ile iyi komşuluk ilişkilerine girip siyasi ve ekonomik etkinliğini göstermesidir. Türkiye’nin komşularıyla iyi ilişkileri, bölge istikrarı ve refahı için önemi, yurt dışındaki Türk vatandaşlarının gurur kaynağıdır. Yurt dışında yaşayan, Türkçe bilen ve yurt dışındaki kurumlar ile son derece iyi bağlantılara sahip Ermeni Diasporasıyla ortak ekonomik ilişkileri geliştiren bir Türkiye’yi önümüzdeki yıllarda hiç kimse tutamaz.
* Türk-Ermeni İş Geliştirme Konseyi (TABDC) Eş Başkanı / kaan.soyak@tabdc.org
02.09.2008
![turkiye_ermenistan_bay_b[1]](http://tabdc.org/wp-content/uploads/turkiye_ermenistan_bay_b11.jpg)
Akgün Medya