Home » News » Minsk Grubunda AB Temsili Girişimi – Yukarı Karabağ Sorunu Gelişmeleri

Minsk Grubunda AB Temsili Girişimi – Yukarı Karabağ Sorunu Gelişmeleri

   Minsk Grubunda AB Temsili Girişimi – Yukarı Karabağ Sorunu Gelişmeleri

Minsk Grubunda AB Temsili Girişimi – Yukarı Karabağ Sorunu Gelişmeleri

 
 

Çözüm için henüz ufukta önemli gelişme olmasa da, daha hızlanmış görüşme maratonundan bahsetmek mümkün. Kısa süreli kesin çözüm umudunun olmadığı YK konusunda son günlerde farklı bazı görüşler öne sürüldü.Haritage Vakfı’nın Rusya ve Avrasya Çalışmaları ve Uluslar arası Enerji güvenliği kıdemli araştırmacısı Ariel Cohen, AB’nin büyük jeopolitik etkili bir oyuncu olamayacağını ifade ettiği makalesinde bu öneriler hakkında önemli noktalara değiniyor. (Ariel Cohen:”European Union still cannot act as effective player in big geopolitics”, 6 March 2010, Today-az) Analyst, Fransa Cumhurbaşka’nı Nicolas Sarcozy’nin tam da şu sıralar Rusya lideri Dimitri Medvedev ile görüşmesini anlamlı buluyor. Fransa’nın Yukarı Karabağ sorunu üzerinde durumunu güçlendirici rol oynamasındaki neden ne olabilir? Sorusuna cevap bulmaya çalışıyor.

Moskova ve Paris’in pozisyonlar denk olmakla birlikte, Rusya ya da Fransa’nın  iki tarafın mevcut stratejik konumunu değiştirmek için önerisi olabileceğini öngörmüyor ve Erivan’ın konumun değişmeyeceğini söylüyor.

MİNSK Grup dönem başkanı olarak Fransa’nın teklifi, Avrupa Birliği’nden bir eş başkan tarafından temsil edilerek son dönemlerde gelişmelerin daha hızlı hale getirilebileceğidir.

Minsk Grubun NK’nin durumu üzerindeki faaliyetini bu gelişme nasıl değiştirebilir? Böyle bir değişiklik Azerbaycan’a ne verebilir? Böyle bir değişiklik, Azerbaycan’a bir şey vermeyecektir ve Ermenistan ile çok daha fazla yüz yüze bırakacaktır. Yazar, böyle bir değişikliğin AB’nin uygunsuz bir girişimi olacağını ve Paris için önde gelen bir öncelik teşkil etmeyeceğini öngörüyor. Aynı zamanda bu durum AB yetkili organları ve AB üyesi ülkeler arasında bürokratik bir oyun olarak değerlendiriliyor. 

Bürüksel çeşitli yollardan ayrıcalıklarını güçlendirmeyi deniyor. Fakat böyle bir gelişmeyle, Minsk grubu içinde AB delegesinin durumunu azaltan, Rusya’nın temsil gücünü artıran bir durum ortaya çıkacaktır. Bir başka cepheden bakıldığında ise, Barack Obama yönetimi için Güney Kafkasya meselelerinin önceliği azalmış, önceliği farklı bölgelere kaymıştır. Ve Türkiye bu koşullar içinde şu anda “enteresan bir durum içinde. Diğer bir ifadeyle, bütün bu vaziyetten kazançlı çıkan Rusya olacaktır.

Böyle bir değişiklik Ermenistan için olumlu olacağı, Azerbaycan için olumlu bir gelişme sağlamayacağı A.Cohen’in vurguladığı bir durum. Sorun, “AB’nin şu anda etkili bir yabancı oyuncu olarak siyasi hareketinin olmayışıdır. Etkili rol oynamak için dış politikada zayıf bir mekanizması vardır, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’nın etkisi düşüktür  ve  başkent kendi çıkarları için mücadele vermektedir” deniyor.

Özet olarak ifade etmek gerekirse, AB’nin kendi yapısal özellikleri nedeniyle böyle bir konuda büyük jeopolitik etkili bir oyuncu olarak hareket etmesinin mümkün olmayacağı anlatılıyor. Bir anlamda caydırıcılığı olmayan güçlerin çok çatışmalı konuları çözemeyeceğini anlatmaya çalışıyor. Son günlerin gelişmelerinden birisi, 6 Mart’ta OSCE Minsk Grubun Rusya eşbaşkanı Yury Merzlyakov, Fransa eşbaşkanı Bernard Fassier ve ABD eşbaşkanı Robert Bradtke, Azerbaycan Dışişleri Bakanı Elmar Mammadyarov ile Paris’te görüşmesiydi  ve  bir ay sonra  benzer bir şekilde Armenian Foreign Minister Edward Nalbandian ile görüşme de planlandı.

Jamanak gazetesine mülakatında, AB Uluslar Arası Kriz Grubu Direktörü Sabine Freizer, Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin düzelmesi girişimleri ile Yukarı Karabağ sorununun bağlantısızlığına vurgu yaparak, Türkiye’nin Karabağ barışında ilerlemeye bağlı olduğu retoriğini kullanabileceğini belirtirken, bu konuda herhangi bir ilerleme olmaksızın protokollerin parlamentoda onaylanmasının zor oluşuna dikkat çekti.

En çarpıcı ifadesi ise, savaşa mı barışa mı daha yakın olunduğu sorusuna verdiği cevapta: “maalesef savaş olasılığı her zaman yüksek, Ermenistan ve Azerbaycan özellikle askeri harcamalarını artırıyor” demekte. Bununla birlikte ilerlemede geçen yılın dinamiklerindense bu yılınkilerin farklı oluşuna dikkat çekerek, Azerbaycan’ın Madrid prensiplerinin yenilenmiş haliyle hemfikir oluşuna dikkat çekiyor. İlerleme sürecinde gerilimin düşmesini sağlama yolunda Ermenistan’ın da böyle yapacağını umut ettiğini söylemesini, önemli bir vurgu olarak görebiliriz.

Türkiye cephesinden ise gelişme, Türkiye üst düzey iki diplomatını başta Dağlık Karabağ sorunu olmak üzere bölgesel konuları görüşmek üzere Moskova’ya gönderilmiş olması. Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu ve yardımcısı Ünal Çeviköz, Rus yetkililerle, Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan arasındaki üçlü ilişkilerin merkezindeki Dağlık Karabağ konusunu ele alıp, Rusya’dan daha fazla destek ve çaba göstermesini istedikleri ifade ediliyor.

Önümüzdeki süreç, rutin görüşmelerin tekrarına ve hızlanacağına işaret ediyor fakat Türkiye-Ermenistan normalleşme süreci için protokollerin onaylanması noktasında henüz Türkiye’nin istediği yazılı olmayan ön koşul gerçekleşecek görünmüyor.

TURKISHNY

 

10.03.2010

Leave a Comment

*

Copyright © 2026 Tabdc.Org Sitemizdeki İçeriklerin Her Hakkı Saklıdır. İzinsiz Kullanılamaz. Akgün Medya

Scroll to top