|
Gürcistan’ın başkenti Tiflis’in ortasından geçen nehrin buradaki ve Azerbaycan üzerinden Hazar’a döküldüğü noktadaki adı Kura… Anavatanı Ardahan’da Kür adını taşıyor…
Türkiye topraklarından Hazar’a uzanan yolculuğu, sanki Kafkasya’nın günümüzde yaşadığı olağanüstü değişimin tanıklığı gibi…
Geçtiğmiz Pazar günü, Şahdenizi doğalgazının ilk kez Avrupa Birliği topraklarına inmesi nedeniyle İpsala’da Başbakan Erdoğan, Yunanlı mevkidaşı Karamanlis ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile birlikteydik…
Dün Cumhurbaşkanı Gül’ün, Gürcü ve Azeri liderler Saakaşvili ve Aliyev ile Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun temelini atmasına şahit olduk.
Başdöndücü olaylar… Düşünün temeli atılan demiryolu bölgesel bir yatırım gibi gözükmekle birlikte Lodra ile Pekin’i birbirine bağlıyor!..
…Ve bütün bu 21’nci yüzyılı şekillendirecek gelişmelerde Ermenistan yok…
Neden? Çünkü komşusu Azerbaycan’ın topraklarının yüzde 20’sini işgal edecek kadar ‘saldırgan’ bir devlet…
Bu sadece Ermeniler açısından garip durumu Cumhubaşkanı Abdullah Gül’e soruyorum, aldığım yanıt çok önemli:’Biz bölgenin büyük ülkesiyiz. Ermenistan’a karşı cezalandıcı veya dışlayıcı bir politika benisememiz mümkün değil. Ermenistan’a cerdiğimiz yanıt çok açık. Karabağ sorununda barışçı çözümü kabul etmeleri halinde bütün bu projelere katılabilirler. Ne yazık ki çok içe dönük bir poltika yürütüyorlar. Barışı kabul etseler, bölgede çok geniş bir ekonomik alan doğmuş olacak.Bizim Türkiye olarak kapımız ve kucağımız komşularımıza herzaman açık…’
Bu mesaj duymasını bilen kulaklar için önemlidir… Hele hedefi, bağımsızlığına kavuştuğunda nüfusu 3.2 milyonken fakirlikten sürekli göç verip 1.9 milyona düşmüş Ermenistan için…
Cumhurbaşkanı Gül’ün Ermenistan’ı bile kucaklayıcı sözlerinden hemen sonra soruyoruz: ‘Bu politikayı Kuzey Irak için de devreye sokmayı düşünür müsünüz…’
Yanıtı tarihi önemde…
‘Tabii. Bunu biz herzaman söylüyoruz. Oradaki yönetime verdiğimiz mesaj açıktır. PKK ile temas halinde olmakla, Türkiye’nin dostluğundan kazanacaklarını bir tart. Birinde neler kaybediyorsun, diğerinde neler kazanıyorsun…Biz Kuzey Irak’ı barış içinde kucaklarız…Bunu iyi hesapladıkları anda herşeyi toparlarlar…’
‘Pekiyi sayın cumhurbaşkanı Kuzey Irak yönetimi ve Barzani’den aldığınız yanıtlar neyi gösteriyor?’
‘Son gelişmeler orada da aklıselimin hakim olduğunu işaret ediyor!’
İşte bu son söz, Türkiye’nin güçlü sesinin Erbil ve Süleymaniye’de çok iyi anlaşıldığını göstermesi bakımından çok önemli…
Demokrasi ihracı
Cumhurbaşkanı ile önceki akşam, kaldığı otelin lobisinde bir ara başbaşa görüşne fırsatım oluyor. Saakaşvili ile uzun bir görüşme sonrasında, bir ara ülkesinde olağanüstü hal ilan etmen zorunda kalan Gürcü liderle Türkiye’nin ‘demokratik deneyimlerini’ paylaştığını enine-boyuna paylaştığını vuguluyor…
‘Yakında Pakistan’a da gidiyorum. Sayın Müşerref ve Butto ile görüşeceğim. NevazŞerif’le dolaylı ilişkimiz var. Dostlarımızla demokratik deneyimlerimizi ve kendilerine demokratik desteğimizi vermekte kararlıyız…’
Bir nev’i ‘demokratik ağabeylik mi?’
Cumhurbaşkanı ‘ağabeylik yok’ diyor ama Türkiye’nin bölgesel ağırlığı göz önünde bulundurulursa bence, yapılan Avrupa Birliği kriterlerini bile aşan yeni bir politikadır…
22 Kasım 2007, Kaynak : Star
News Source |