Erdoğan: Sen kimin avukatısın ya?

“100 bin kaçak Ermeni sınır dışı edilebilir” açıklamasına gelen eleştirileri yanıtlayan Erdoğan, “Kaçak lafını çıkardılar, bunlar çirkin oyunlardır. Özür dilememizi tavsiye edenlere söylüyorum, sen kimin avukatısın ya?” dedi.
ANKARA – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Londra’da yaptığı “100 bin kaçak Ermeni sınır dışı edilebilir” açıklamasının yankıları sürüyor.
Açıklama köşe yazarları tarafından sert eleştirilere hedef olurken, Başbakan Erdoğan bugün köşe yazarlarına yanıt verdi.
Açıklama nedeniyle özür dilemeyeceğini söyleyen sözlerinin “kaçak” ifadesi çıkartılarak amacından saptırıldığını belirtti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
”Şimdi sesleniyorum, Bize insaniyet dersi vermek isteyenlere sesleniyorum, ülkenin köşe yazarlarına sesleniyorum: Avukatlığınızı lütfen doğru yapın. Siz, Türkiye’nin ve Türk milletinin avukatlığını yapın öncelikle. Bunu bir öğrenin de ondan sonra bize insaniyet dersi vermeye kalkın. Biz, köşe yazarlarının bize insaniyet dersi veyahut bizim insanlık anlayışımızı test edecek kadar insanlıktan uzaklaşmadık. Onu, kendilerine baksınlar, aynaya baksınlar öyle değerlendirsinler.
Van Gölü’nde Akdamar Adası’nda kalkıp orada Ermeni-Ortodoks Kilisesi’ni birilerinden talimat alarak restore etmedik. Bunu biz kendi irademizle yaptık. Aslında bu da bu açılım sürecinin nerelere dayandığının en güzel ispatıdır. Onlar bunu görmezler. Dedim ya ‘göz var, görmüyor’. Ben hiç bunların değerlendirildiğini, ‘Türkiye’de bu iktidar bakın bunu da yaptı’ dediğini duydunuz mu? Duyamazsınız. Bunları görmezler.
Aynı şekilde bizim ülkemizde Ermeni vatandaşlarımızla herhangi bir sorunumuz bugüne kadar olmamıştır. İktidarım döneminde, başta şu anda sağlık itibarıyla sıkıntısı olan Mutafyan olmak üzere, yerinde şu anda bu süreci yürüten beş patrik diyeceğim olmak üzere, diğer sivil temsilciler olmak üzere hepsiyle gerek şahsım, gerek valilerim, belediye başkanlarım hep iyi münasebet içerisinde olmuşlardır.
Aynı şekilde ülkemizdeki Rum vatandaşlarımız ve şu anda Türkiye dışında olanların mülklerine yönelik başlattığımız süreç, yaptığımız yasa değişiklikleri hepsi bunların içinde yer alıyor. Bu süreçte malum Londra’da ifade ettiğim ‘Ülkemdeki kaçak Ermenileri sınır dışı etme yönündeki’ ifadem, BBC’deki ‘Bunu değerlendiririz, değerlendirebiliriz’ şeklindeki ifadem, maalesef ulusal ve uluslararası çevrelerde tamamen art niyetli bir yaklaşımla ‘kaçak’ kelimesi atılarak kullanıldı ve kullanılıyor. ‘Ermenileri sınır dışı etmek’ ile ‘kaçak çalışan Ermenileri sınır dışı etmek’ arasında birbiriyle asla bağlantı kurulamayacak, ilgi ve alaka kurulamayacak kadar derin bir anlam farkı vardır.
Bizim vatandaşımız olan Ermenilerle alakalı asla burada böyle bir ifademiz yok ama bunu ne yazık ki bu televizyonlar olsun, gazeteler olsun kullanmıyorlar, kullanmak istemiyorlar. Dert başka.
Özellikle uluslararası basında sözlerimin içindeki ‘kaçak’ sıfatının, ‘kaçak çalışan’ sıfatının kaldırılarak, çıkarılarak bir infial oluşturulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunlar son derece çirkin oyunlardır. Bizim bu ülkede azınlıklara karşı tavrımız net olduğu kadar bu azınlıkların tarihimizde zaman zaman uğradıkları haksızlıkları da cesaretle dile getiren ilk Başbakan olduğumu burada hatırlatmak isterim. 6-7 Eylül olaylarının son derece vahim bir hata ve çirkin bir provokasyon olduğunu, bu olaylar sonrasında ülkelerini terk edenlere haksızlık yapıldığını ben söyledim, başkası söylemedi ama kaçak çalışan Ermenilerle ilgili sözlerimi saptırmak, başka yerlere çekmek isteyenler, umarım ne büyük bir yanlış içinde olduklarını anlar ve kendilerini tashih ederler.
Bana ‘özür dilemelidir’ tavsiyesinde bulunanlara da sesleniyorum: Biz kimden özür dileyeceğimizi çok iyi biliriz. Sen kimin avukatısın ya. Bir defa dürüst ol. Doğru sözün, doğrunun avukatı ol. Yanlışın veya yanlışlığın değil. Yakıştırıp yakıştırmama… Milletim ne yakıştırıyor? Benim için o önemli. Dürüst olanı, doğru olanı yapmaya mecburuz. Bu türden itham ve iddialar, benim kişisel duruşumu, tavrımı olduğu kadar Türkiye’nin AK Parti ile farklı bir çizgiye yerleştiği yakın tarihimizi de gölgelemeye, karalamaya yetmeyecektir.”
ROMANLARDAN ÖZÜR DİLEDİ
Başbakan Erdoğan, geçen hafta sonunda Roman vatandaşlarla yaptıkları toplantıya değinerek tarihi nitelikte bir buluşma gerçekleştirdiklerini söyledi. Erdoğan, şöyle konuştu:
”Türkiye’nin dört bir yanından gelen yaklaşık 13 bin Roman vatandaşımız ile Abdi İpekçi Spor Salonu’nda buluştuk. Toplantı boyunca coşku bir an eksilmedi.
Burada salona ilişkin iki tespitimi paylaşmak istiyorum. Buna girmeden önce bir şeyi daha paylaşmak istiyorum çünkü köşe yazarı olarak medyada yazan çizenlerin, bakıyorum ki Romanlarla, kaçak olarak Türkiye’de bulunan Ermenileri birbiriyle mukayese ediyorlar. Bu bir defa benim Roman vatandaşlarıma saygısızlıktır. Bunu bir defa çok iyi tespit etmek lazım. Bunun yanında benim Ermeni vatandaşım var ona da saygısızlıktır. Vatandaşlık hukuku içerisinde değerlendirmek ayrı şey, kaçak olarak benim ülkemde bulunmak ayrı bir şey.
Bir defa Roman vatandaşlarım benim vatandaşımdır ve bu ülkede 10 yıllardır vatandaşlık hukukundan dahi bu vatandaşlar istifade edememişlerdir. Bu tespiti de yapacağız. Eğer özür dilenmesi gereken varsa, benim Roman vatandaşlarımdır ve ben onlardan bu devlet adına özür diliyorum. Şahsım adına değil, çünkü benim onlara karşı ilgim, alakam mevcut.
Öncelikle o gün o salonda, tabii bu arada Roman vatandaşım azınlık da değildir. Çünkü bazı Batılılar da Roman vatandaşlarımızı azınlık olarak tanımlıyorlar. Onlar azınlık değil, bu ülkenin asli unsurudur.
Hani benim Kürt kökenli vatandaşlarımı azınlık olarak tanımlayanlar var ya. İşte bunlan hep bilgisizlikten, cehaletten geliyor. Benim Kürt kökenli vatandaşım, bu ülkenin azınlıkları tanımına girmez. Onlar bu ülkenin asli unsurudur. Bunları bir defa birbirinde ayıralım.”
Toplantının olduğu gün, Roman vatandaşların, İstiklal Marşı’nı ne kadar güzel, yürekten ve coşkulu okuduğunu gördüklerini belirten Erdoğan, ”O gün salonda neşe vardı, heyecan vardı, müzik vardı. O gün o salonda kıyafetleriyle, çalgılarıyla renkli kişilikleriyle coşan vatandaşlarım vardı” dedi.
O gün kendisinin, kameraların, fotoğraf makinelerinin, televizyon ekranlarının, gazete sayfalarının fark etmediği, üzerinde durmadığı bir şeyi gördüğünü anlatan Erdoğan, ”O gün o salonda aynı zamanda göz yaşı vardı. Ama bu gözyaşı Romanların sevinç gözyaşıydı. Her biri ilk kez bir hükümet tarafından muhatap alınmış olmanın, ilk kez değer verilmiş olmanın, ilk kez sıkıntılarının, sorunlarını ilk kez bu kadar ciddiyetle ele alınmış olmasının sevincini, mutluluğunu, umudunu yaşıyorlardı” diye konuştu.
Erdoğan, bir süredir, ”demokratik açılımın durduğu, hız kestiği, milli birlik ve kardeşlik projesinin duraksadığı, yavaşladığı, motivasyon kaybettiği” gibi yorumlar yapıldığını ifade ederek, ”Altını çizerek ifade ediyorum, sorunun ne olduğunu bilmeyenler, sorunu görmeyenler, görmek istemeyenler, sorunun farkına varmayanlar, çözüm üretemedikleri gibi çözümü de göremezler, sorunların çözüldüğünü de fark edemezler. Ben bu noktada her bir arkadaşımın da kendisini öz eleştiriye tabi tutmasını, sorgulamasını rica ediyorum.” dedi.
Erdoğan, şöyle devam etti:
”Türkiye’deki sorunu gerçekten görebiliyor muyuz, birbirimizi gerçekten anlayabiliyor muyuz, anlama çabası gösterebiliyor muyuz, kendimizi, ötekinin yerine koyup o şekilde düşünebiliyor muyuz? Bizim bu sürecimizi sadece Kürt kökenli vatandaşlarımla çerçevelemeye gayret eden mihraklar var. Bizim bu projemiz veya bu süreç sadece Kürt kökenli vatandaşlarımla ilgili değildir. Bizim bu projemiz, tüm sorun alanlarını kapsayan bir projedir. Bunu sürekli söylememize rağmen, bakıyorsunuz TV kanallarında tartışmaya çıkanların hepsi geliyor işi Kürt kökenli vatandaşlarımın sorunlarıyla bitiriyor, onunla başlıyor onunla bitiriyor.
Bu bir oyundur, bu bir tuzaktır. Ve bu bizim sürecimizi, bu projemiz bu kadar dar kapsamlı değildir.
Eğer, bizler bunu yapıyorsak, biz bu sorunu görüyor ve anlıyor demektir. Niye şimdi benim Roman vatandaşlarımla ilgili konudan rahatsız oluyorlar ki? Diğer sorun alanlarına girildiği için. Niye Alevi Çalıştayı’ndan rahatsız oluyorlar? Farklı bir sorun alanına giriliyor diye. Daha dur bakalım, çok daha farklı sorun alanlarına gireceğiz. İşsizlik sorunu… Açıklandı rakam, 13.5… Bakıyorsunuz bazıları zil takıp oynamaya başladı. Ne oluyor yahu? Dur bakalım. Bu, Aralık ayının işsizlik raporu. İşsizliğin adeta zirve yaptığı ama artık inişe de başladığı dönemdeyiz… İnşallah şimdi yeni gelecek rakamlar, ocak, şubat belki biraz daha sıkıntı devam edecek ama Mart Nisan ile birlikte işin çok daha farklı bir şekilde azaldığını göreceğiz.”
20.03.2010
Akgün Medya