14 YILDIR KESIK OLAN ILISKILER DUNYA KUPASI’YLA GELEN FIRSAT
Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile Ermenistan’ın aynı gruba düşmesi, ikili ilişkiler için tarihi bir fırsat olarak görülüyor. Sınır kapısının açılması halinde, halen 150 milyon dolar olan yıllık dış ticaret hacmi anında katlanabilir…
“TÜRKİYE ile Ermenistan 2010 Dünya Kupası elemelerinde aynı gruba düştü.
Bu, iki ülke arasındaki gerilimleri yumuşatmak için fırsat olabilir. Bu fırsatı iki ülke de kaçırmamalı. Biz onları, onlar da bizi çiçeklerle karşılasa ne kadar iyi olur değil mi?” Bu sözler yaklaşık 10 yıl önce kurulan Türkiye-Ermenistan İş Geliştirme Konseyi’nin Başkan Yardımcısı Noyan Soyak’a ait. Soyak’a göre Dünya Kupası grup elemeleri, iki ülkenin birbirine yaklaşması açısından önemli bir fırsat. Bu sayede, 14 yıldır kesik olan diplomatik ilişkiler için de olumlu bir adım atılabilir.
Noyan Soyak, her iki tarafın da keskin çizgileri olduğunu hatırlatarak, ortak çalışma gruplarının yanı sıra her şeyin konuşulabileceği ve tartışılabileceği bir komisyon kurulmasını öneriyor. Soyak, iki ülke arasında halen 150 milyon dolar seviyesinde olan ticari ilişkinin çok düşük kaldığına da vurgu yaparak, “İşte bu futbol karşılaşması ilişkilerin yumuşatılması için iyi bir fırsat” diyor.
Hatırlanacağı gibi, 2008 Avrupa Şampiyonasında aynı gruba düşen Azerbaycan ve Ermenistan maçları iptal edilmişti. Ancak Noyan Soyak, bu kez aynı durumun yaşanmayacağını düşünüyor. Aksine oldukça umutlu konuşuyor: “Türkiye’nin Ermenistan’la aynı gruba düşmesi bence iyi oldu. İki taraf da olumlu karşılayacak.
Maçların dostluk içinde olacağını tahmin ediyorum. Büyük bir problem çıkacağını sanmıyorum.” Soyak, Türkiye’nin Ermenistan’ı tanıyan üçüncü ülke olduğunu da hatırlatmadan geçemiyor. Gerçi 1991 yılında tanıdığımız bu ülkeyle, çok değil 2 yıl sonra diplomatik ilişkilerimiz kesilmişti. Noyan Soyak, maçlarda dostluğun öne çıkacağını umuyor. Tabii bu konuda karar vericiler arasında diyalog kurmanın şart olduğunu da hemen ekliyor.
SINIR KAPISININ ÖNEMİ
Ermenistan’a doğrudan mal satılamıyor Türkiye ile Ermenistan arasındaki ticaretin yıllık hacmi 150 milyon dolar seviyesinde. Bunun yüzde 90’ını Türkiye’nin ihracatı oluşturuyor. 20 milyon dolarlık ticaret de yolcu beraberinde giden ürünlerin satışından oluşuyor.
doğrudan mal satışı yok. Türk malları, Gürcistan ve İran üzerinden Ermenistan’a gidiyor. Halen Ülker, Eti, Saray, Vestel, Beko, Vanet ve diğer birçok Türk markasının ürünleri Ermenistan’da satılıyor. Yine sebze, meyve ve temel gıda ürünleri de üçüncü ülkeler üzerinden Ermenistan’a gidiyor.
Noyan Soyak’a göre, Türkiye-Ermenistan arasındaki ticari ilişkilerin artması için Ermenistan sınır kapısının açılması şart: “Ermenistan’a resmi bir ambargo yok. Ama sınır kapısı kapalı tutuluyor. Bu ülkeye satılan mallar Gürcistan ve İran üzerinden gidiyor. Ermenistan’la 150 milyon dolarlık ticaretin yüzde 90’ını Türkiye’nin ihracatı oluşturuyor. Sınır kapısı açılırsa hem bu ticaret artar hem de doğudaki sınır bölgeleri hareketlenir. İstanbul için önemli olmayan 150 milyon dolar bölge için önemli bir gelir kaynağı olabilir.” Soyak, Türkiye’de temel gıda ve tüketim maddeleri alanındaki hemen her markanın Ermenistan’da satıldığını söylüyor. İşadamlarının bölgeyle diyalog halinde olduğunu da hatırlatan Soyak, bir gün ilişkiler normale döndüğünde ticarete de hazırlıklı olunması gerektiğini düşünüyor. Sivil toplum örgütleri ve sanatçıların ortak projeler üzerinde çalıştıklarım vurgulayan Soyak, “Hangi alanlarda işbirliği olabilir, hangi ürünleri satabilir ve alabilirizin istatistikleri çıkarılmalı. Potansiyel belirlenmeli” diyor.
DİASPORA İÇİN TURİZM PAKETİ
Noyan Soyak, Ermenistan sınır kapısı açıldığında en fazla turizmde hareketlenme olacağı görüşünde. Soyak, bu durumda hem Ermeni diyasporasının (Anadolu, İran, Lübnan ve Ermenistan gibi ülkelerden çıkıp dünyanın farklı bölgelerinde ülkelerde yaşayan Ermeniler) hem de Ermenistan’da yaşayan insanların turizm için Türkiye’ye geleceğini düşünüyor. Soyak’a göre bu konuda turizm paketleri hazırlanabilir:
“Şu anda fizik şartlar elverişli olmadığı için bu tarz turlar maliyetli ve meşakkatli oluyor. Sınır kapısı açılırsa, Amerika’dan gelen bir diyaspora Ermenisi hem doğu illerini gezer hem de Ermenistan tarafına geçerek 1 haftalık 10 günlük bir program yapabilir. Ancak kapı kapalı olduğu için bu şu aşamada çok zor.”
Zaten bölgedeki yerel yönetimler ve otel sahiplerinden de bu tarz turlar düzenlenmesi yönünde talepler geldiği belirtiliyor. Geçen yıl Ermenistan’a 400 bin turist gelmiş. Soyak, bunların Türkiye tarafına geçmesinin bölge için önemli olduğunu vurguluyor.
Noyan Soyak, Türkiye ile Ermenistan arasındaki gerginliğin iki ülkeye de zarar verdiği görüşünde. Ermenistan’ın Hazar bölgesine açılan bir kapı konumunda olduğunu belirten Soyak, “İlişkilerin yumuşaması ve demiryolu projesine Ermenistan’ın da dahil edilmesi halinde bölgeye nakliye maliyetleri ciddi anlamda düşer. Ermenistan’da tecritten kurtulur” diyor.
Soyak’a göre, aslında her iki ülkenin de benzerlikleri çok. Soykırım iddiaları, Ermenistan’da en fazla iç politika malzemesi yapılan konuların başında geliyor. Bu Kapalı kapının maliyeti Türkiye-Ermenistan ticaretinin Gürcistan ve İran üstünden yapılması iki tarafa da pahalıya mal oluyor. Ermenistan’da bu yıl seçimler var. Yine birinci gündem maddesi Türkiye’yle ilişkiler olacak.
ÖNCE GÜVEN TESİS EDİLMELİ
Noyan Soyak, iki ülke arasındaki ilişkilerin iyiye gitmesi için önce karşılıklı güven tesis etmek gerektiğini vurguluyor. Soyak, bu konuda iki ülke liderlerinin birbirlerine gönderdikleri mektuplarda taleplerin neredeyse aynı olduğuna dikkat çekiyor: “Aradaki tek fark, taleplerdeki sıralama farkı. 14 yıldır diplomatik ilişki yok. Bu hiçbir yarar getirmedi. Görüşmezseniz ilişkiler iyice zayıflıyor, güvensizlik ortaya çıkıyor. Üçüncü ülkeler ve medya üzerinden konuşmaya başlıyorsunuz. Bu kez ne oluyor? Farklı ülkelerde tasarılar ortaya çıkıyor. Bunlar da güvensizlik ortamı yaratıyor. İki ülkenin yetkilileriyle konuştuğumuzda, ‘Ya biz bunu yaptığımızda siz sözünü yerine getirmezseniz’ şeklinde bir güvensizlik var. Bu konuşmamanın sonuçlan.
Bütün konuların açıkça konuşabileceği, hükümetlerarası bir kurul oluşturulmalı. Bu kurulda tarihçiler de olmalı. Sınır güvenliği, soykırım ne varsa konuşulan bir diyalog ortamı kurulmalı. Devletlerarası görüşmeler yapılmalı. Kapılar açılmalı. Artık her iki taraf da birbirine güvenmeli ve samimi adımlar atmalı. Liderler samimi görüntüler vermeli. El sıkışmak, sıcak bir hareket her şeyi değiştirebilir.
29.01.2008
![turkiye_ermenistan_bayrak[1]](http://tabdc.org/wp-content/uploads/turkiye_ermenistan_bayrak1.jpg)
Akgün Medya