Ermenistan protokollerden imzasını geri çekecek mi
Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini Karabağ’ın etrafındaki işgal ettiği yedi reyondan çekilmesine endeksleme ısrarı Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ı artık bu noktaya getirdi.
Güvenilir kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre eğer Türkiye Ermenistan ile diplomatik ilişki kurmayı ve ortak sınırları açmayı öngören protokolleri önümüzdeki mart ayına kadar TBMM’de onaylatarak hayata geçirmez ise o zaman Ermenistan protokollerden imzalarını tek taraflı olarak ‘revoke’ edecek yani geri çekecek.
Nedeni basit. Mevcut durumda Ermenistan Cumhurbaşkanı kendi halkına karşı tongaya getirilmiş görünüyor. Gerek kendi ülkesindeki gerek diasporadaki şahinleri karşısına alarak attığı imzaların ardından eli hâlâ boş. Türkiye ile ne diplomatik ilişki kuruldu ne de sınırlar açıldı. Zira Türkiye sözünden döndü. İmzalanan metinlerde her ne kadar Karabağ’a atıfta bulunulmasa dahi başbakanımız ısrarla bu konu çözülmeden protokollerin Meclis’ten geçemeyeceğini vurguluyor.
OysaTürkiye’nin Azerbaycan’a yüzü tutsun diye Ermenistan’dan Karabağ’da tek taraflı jestler talep etmesi AB’nin Kıbrıs Rum Kesimi’ni susturmak için Türkiye’nin tek taraflı olarak limanlarını açmasını istemesinden pek bir farkı yok.
1 Mart benzetmesi
Köşe kadılarımız habire Ermenistan ile imzalanan protokoller ile ABD’nin Türkiye üzerinden Irak’a asker yollamasını öngören teskereye ile paralellikler kuruyor. Evet var. Ama Meclis’ten bu protokollerin bir yol kazasını uğrayıp geçemeyeceğinden değil. Hükümetimizin baştan beri sonunu getiremeyeceği sözler verdiği için paralellik var.
Protokollerin Meclis’e sevk edilmesinin yanlış olduğunu bu sütunda defalarca tekrarladık. Geçen yıl bağımsızlığını ilan eden Kosova’yla diplomatik ilişki kurduğumuzda Meclis’in onayı mı istendi? Azerbaycan’ın olası tepkileri sanki önceden bilinmiyor muydu? Ergenekoncuların kol gezdiği Azerbaycan’ın Fethullah Gülen hareketine bağlı okullara uyguladığı baskılar için ne diyor hükümetimiz? Ermenistan penceresinden bakıldığından süreç Obama’ya ‘soykırım’ sözcüğünü kullandırmamak ve ABD Kongresi ve Senatosu’na soykırım tasarısını onaylatmama adına sahnelenen bir oyundan öte bir şey değil.
Amerika da mı Ermenileri sattı
Erivan’ın penceresinden bakıldığında durum yine öyle görünüyor. 24 Nisan öncesi Ermenistan’a “protokolleri parafe et sonrasını biz hallederiz” diyen Amerika aslında Türkiye’yle olası bir krizden kendini sıyırma gayretindeydi. Evet, Amerika Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin Karabağ’dan bağımsız olarak normalleşmesini, sınırların açılmasını bölgesel politikaları çerçevesinde tabii ki istiyor. Ama ilk evvela bunu Kongre karşısında olası soykırım tasarısını engellemek üzere elinde bir koz olarak istiyor. Erdoğan-Obama görüşmesinden sonra yapılan açıklamalarda ABD Başkanı’nın Ermenistan konusunda kullandığı muğlak ifadelerden anlaşılıyor ki, Türkiye’nin protokolleri imzalamış olması durumu en az 2010 için kurtarıyor. Afganistan, Pakistan ve Irak’ta başı dertte olan Amerika en sağlam Müslüman müttefiki Türkiye ile problem yaşamak istemiyor. O yüzden ‘One minute’ı filan büyütmemeyi yeğliyor.
Bu arada Kongre de Ermenistan ve Karabağ’a ayırdığı yıllık yardımı yüzde 40 nispetinde kesti. Yani Sarkisyan’ın açısından elde var ‘Heç’ (Ermenice ‘hiç’).
Peki bu durumda Türkiye büyük bir diplomatik zafer mi kazanmış oluyor? Kısa vadede öyle görünebilir. Ama nereye kadar? Evet, Ermenistan küçük bir ülke. Evet, stratejik madenleri, petrolü yok. Evet, Azerbaycan birçok açıdan daha önemli. Ama Ermenistan ile ilişkilerimizi salt jeostratejik temelden ele alırsak işin özünü ıskalamış olacağız. İşin özünde vicdan var. Ermenistan halkının takriben yüzde 60’ı Anadolu insanı. Bazıları işgalci Rus kuvvetleri ile geri çekildiler. Ama birçoğu da neneleri dedeleri hunharca katledilmiş Türkiye insanı. Bizim insanımız. Geçmişteki yaşanan büyük trajediyi telafi etmenin başlıca yolu bu insanlara ve genç ülkelerine el uzatmakta yatıyor. ‘Ritmik Diplomasi’ kulağa hoş geliyor olabilir ama sonsuz saygı duyduğumuz Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu’na en çok da ‘Etik Diplomasi’ yakışır.
18.12.2009

Akgün Medya