Sahada olan sahada kaldı, Türk-Ermeni filmi sınıra takıldı

Ankara ile Erivan arasında eylül ayında futbol diplomasisi ile başlayan yakınlaşma sürecinden esinlenerek yola çıkan bir grup Türk ve Ermeni sinemacının “Aras Belgeseli” projesi iki toplum arasındaki bürokratik ve psikolojik eşikleri aşmanın ne kadar zor olduğunu kanıtlayan bir süreçte ilerliyor. Türkiye ile Ermenistan arasındaki sınır boyunca akan Aras Nehri etrafında gelişen bir hikaye ile yola çıkan sinemacılar, iki taraftan da sınırda çekim yapmak için yeşil ışık alamayınca senaryoyu değiştirmek zorunda kaldı. Filme ismini veren Aras, genç bir Türk karakterinin ismi olarak yaşam bulacak. Aşk hikayesinin diğer kahramanı Tamara’nın ismine ilham veren ise Akhdamar adasına atfedilen bir Ermeni efsanesi.
Çekim izni verilmedi
Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçiliği’nin sponsor olduğu belgesel film, Türk-Ermeni İş Konseyi ve Ermeni Pazarlama Birliği’nin desteği ile çekiliyor. Filmin ortak yönetmenliğini ise Eray Mert ve Ermeni meslektaşı Gevorg Nazaryan üstlendi. Yıllardır kopuk yaşayan Türk ve Ermeni toplumlarını sınırın iki yakasında yaşanan benzer hikayeler aracılığı ile yaklaştırmayı hedefleyen film, iki ülke arasında erimeye başlayan buzları Aras Nehri’nde kıştan yaza geçiş ile sembolize etmeyi hedefledi. Ancak Aralık’ın son haftasında hazırlık çalışmaları için Erivan’da buluşan film ekibine Aras Nehri’nde çekim yapmalarının mümkün olmayacağı bilgisi verildi. Zira hem Türk hem de Ermeni sınır protokolleri iki ülke arasındaki kara sınırına 3 kilometreden fazla yaklaşılmasına izin vermiyor. Bu nedenle tam da söz konusu güvenlik koridoru içinde kalan Aras Nehri çevresinde film çekimi de mümkün değil. Türk-Ermeni İş Geliştirme Konseyi’nin yöneticilerinden Nergis Öztürk, yaşadıkları hayal kırıklığını şu sözler ile dile getirdi: “Aras Nehri’ni iki yakasında benzer hikayelerin yaşandığı, ortak değerlerin paylaşıldığı birleştirici bir faktör olarak kullanmak istedik. Ancak ne yazık ki Aras Nehri insanları ayıran, yan yana gelmelerine engel olan gerçek bir sınır olarak karşımıza çıktı.”
Film ekibinin senaryodan çıkarmak durumunda kaldığı bölümler sadece Aras Nehri ile de sınırlı değil. Türk ve Ermeni iki genç arasındaki hikayeyi iki toplum için de sembolik anlamı olan tarihi mekanlar ile süslemek isteyen sinemacılar, Erivan’da düzenledikleri basın toplantısı sonrasında hassas konulara girmeme kararı aldı. Nergis Öztürk, bir Ermeni gazetecinin “Ani harabelerini hangi ülkede göstereceksiniz?” şeklindeki sorusunun iki halk için de bazı psikolojik eşikleri aşmanın ne kadar zor olacağını kendilerine hatırlattığını anlattı. Ermenilerin tarihi başkent olarak tanımladığı Kars’taki Ani harabelerinin çok küçük bir bölümü Ermenistan topraklarında yer alıyor. Ancak Ermeni halkının Ani harabelerine bakışı Ağrı Dağı konusundaki hassasiyetleri ile benzerlik
taşıyor.
2009’da vizyona girecek
İki ülkeyi bugüne kadar ayıran tüm siyasi ve ihtilaflı konulardan uzak kalmaya özen gösteren sinemacılar, Ani harabelerine ilişkin tartışmaların herhangi bir tarafı olarak algılanmama kaygısı ile burada planlanan çekimlerden de vazgeçtiler. Senaryoda kalan tarihi mekan ise Van Gölü’nden 3 kilometre uzaklıktaki Ermeni kilisesi ile ünlü Akhdamar Adası oldu. Türkiye tarafından geçtiğimiz Nisan ayında restorasyonu tamamlanan Akhdamar kilisesi Aras Belgeseli’nin final sahnesine ev sahipliği yapacak. Film genç Ermeni kızı Tamara’nın Akhdamar Adası’nı ziyareti ile son bulacak. Ermenilerin Akhdamar’a atfettiği ünlü efsane, adada yaşayan Tamar isimli bir prensesin aşk hikayesini anlatır. Prensese aşık olan gencin adaya yüzmek isterken Van Gölü’nde boğulduğunu anlatan efsaneye göre gencin sulara gömülürken sayıkladığı “Ah Tamar” sözleri adaya ve kiliseye ismini vermiştir.
Tamar efsanesinden ismini alan Tamara’nın Türk genci Aras ile yaşayacağı duygusal yakınlaşmanın sonunda ise efsanenin aksine kavuşma var. Aras Nehri üzerine baraj inşa edecek bir şirkette çalışan mimar Tamara’nın internetten bulduğu Türk danışmanlık şirketini açtığı telefon Tamara’yı hem aşka hem de kökenlerine götürecek bir yolculuğun başlangıcı oluyor. Engellere rağmen yola devam sinemacılar, 2009’da Aras Belgeseli’ni vizyona sokmaya kararlı. Proje ekibi Türkiye ile Ermenistan arasında diğer platformlarda süren uzlaşma çabalarını yakından takip etseler de güncel tartışmalara girmiyor. Türk aydınlarının başlattığı “Özür Diliyoruz” kampanyası da bunlardan biri. Nergis Öztürk’ün “Biz siyasi tartışmalara girmiyoruz. Zaten bunu yapan politikacılar var. Biz politikacı değil, halkız. Toplumlararası diyaloğa katkı yapmak amacımız. Değişik bir şeye, bugüne kadar denenmemiş bir şeye imza atıyoruz,” sözleri film ekibinin duruşuna ışık tutuyor.
Referans 03.01.2009
06.01.2009
Akgün Medya