Ermenistan’la diplomatik ilişki kurulsun, sınır kapısı açılsın!
Dört günlük Erivan gezisi sonrasında dileğimiz odur ki…
Ermenistan’la diplomatik ilişki kurulsun, sınır kapısı açılsın!
Hasan Cemal
ERİVAN
Boz dağların tepelerinde, ilk Hıristiyanların kayalara oydukları kilisede Ermenice ilahileri dinledik huşu içinde. Söyleyenler İstanbullu Ermeni bir çiftti, İstanbul’daki Devlet Konservatuvarı’ndan mezun…
Sevgili Hrant için genç bir kadın Sarı Gelin türküsünü söyledi, bir genç adam da duduk çaldı.
İkisi de çok hüzünlüydü.
Gözlerimiz doldu yine.
Milli maç için Beyrut’tan Erivan’a gelmiş Lübnanlı Ermeni gençler dans ettiler, milliyetçi Taşnak marşları söylediler, içinde bazı Anadolu şehirlerinin isimleri de geçen…
Maç için İstanbul’dan gelmiş bizim Ermeni vatandaşlarımızdan Yeşilköylü Garbis Efendi hepimize ut çaldı.
Eski Dışişleri Bakanı Vartan Oskaryan’a Mado dondurması getirdi Yavuz Baydar İstanbul’dan. Aile kökleri Muş’a giden Oskaryan, bu dondurmaya öteden beri bayılıyormuş…
Cumhuriyet Meydanı’ndaki kahvede dört Kürt, Cengiz Çandar’ı yakaladı. Ardahan’dan milli maç için gelmişler. “Neredeydi o bıyıkları sarkık milliyetçi-ulusalcı?” dedi içlerinden biri, “Milli maçta bizler salladık Türk bayrağını…”
Sonra da ekledi:
“Abiler, Ermenistan’la şu sınır açılsın. Biraz daha açılmazsa, işsizlikten ya dağa çıkacağız ya da İstanbul’a gelip sizin işlerinize talip olacağız.”
Bir masada sohbet koyulaşıyor. Her hallerinden Amerikalı oldukları anlaşılıyor. Ama bizim Türkçe konuştuğumuzu duyunca, lafa giriyor çat pat Türkçeyle.
Onlar da maç için gelmişler.
İkisi Moda’lı, biri Kumkapı‘lı, biri Bakırköy’lü, biri Muş’lu Ermeniymiş…
Diyor ki:
“Karıları İstanbul’dan toplayıp New York’a uçacağız.”
Eski Dışişleri Bakanı Vartan Oskaryan’la sohbet. O da Cumhurbaşkanı Gül’ün adımını tarihi ve yürekli buluyor. Ancak fazla iyimser değil yakın gelecek için. Yukarı Karabağ sorununun Türkiye tarafından kolay aşılamayacağını belirtiyor.
Taşnak Partisi’nin dış ilişkiler sorumlusu Giro Manoyan, Cumhurbaşkanı Gül’ün ziyaretini çok önemsiyor. Ama ziyareti somut adımlar izlemezse, bu tarihin olaya yazık olacağını söylüyor.
Ve ekliyor:
“Türkiye’nin 1991’den beri öne sürdüğü, soykırımın gündemden düşürülmesi, Karabağ’ın çözülmesi, 1921 Kars Antlaşması’nın tanınması gibi önkoşulları bırakıp diplomatik ilişkiyi kurması, sınır kapısını açması lazım. Biz Ermenistan olarak önkoşullar öne sürmüyoruz. Hele ilişkiyi kuralım, oturup her şeyi konuşuruz. Bu konuda Taşnak Partisi olarak biz de değiştik. ‘Önce soykırımı kabul et, sonra diplomatik ilişki’ derdik. Artık bu yok. Gösteri yapmaya çalışacağız, ama bunlar Cumhurbaşkanı Gül‘ün ziyaretine karşı olduğumuz için değil, bazı düşüncelerimizi anlatmak için…”
Dokunduruyor bir Ermeni:
“Yunanistan’la bir dolu sorununuz var, Ege’den Kıbrıs’a kadar… Ama diplomatik ilişkileriniz hiç kesilmedi, sınır kapıları hiç kapanmadı bunca yıldır.”
Stadyumda maç başlarken bir ara Taşnakların üç t’sini içeren (İngilizce’de üç r diye geçen) bez pankart kısa bir süreliğine açılıyor:
“Toprak, tazminat, tanıma!”
Tanıma ile soykırım kastediliyor.
Bir Türk yakınıyor:
“Hiç olmadı bu pankart!”
Bir Ermeninin tepkisi ilginç:
“Bu da olmasa demek, Taşnaklar artık partilerini de kapatsınlar demektir.”
Bu arada aklıma geliyor.
Yunanlılarla Atina’da oynadığımız milli maçta açılan bazı pankartlarla milli marşımıza dönük protestoları, yine bunun gibi Newcastle’daki İngiliz milli maçında İstiklal Marşımızın nasıl baştan sona ıslıklanışını anımsıyorum.
Geçen cuma günü sabaha karşı geldik Erivan’a. Dün sabaha karşı beşte İstanbul’a indik. Çok sıcak yakınlık ve konukseverlik gördük. Ve bu gezimizi unutulmaz kılan Samson’la Kirkor’a yürekten teşekkür ediyorum.
Son söz:
Cumhurbaşkanı Gül ile Cumhurbaşkanı Sarkisyan’ın Türkiye’yle Ermenistan arasında başlattıkları diyalog sürecine yazık olmasın; bir an önce diplomatik ilişkiler kurulsun, sınır kapısı açılsın ve normalleşme yoluna girelim.
Milliyet
09.09.2008

Akgün Medya