| Son günlerde değişik vesilelerle basına yansıyan görüş ve açıklamalardan 2004 yılı sonlarına doğru Türkiye’nin gündemine Ermenistan ile ilişkilerin “normalleştirilmesi“ konusunun getirileceği anlaşılmaktadır. Ermenistan ile ilişkilerin normalleştirilmesi arzusu hem ABD ve hem de AB tarafından her fırsatta Türkiye’nin önüne getirilmektedir. Zaten Başbakan Tayip Erdoğan’ın bir açıklamasında “gitmediğim tek ülke Ermenistan kaldı” sözleri de buna delalet etmektedir. Türkiye’nin son dönemde komşu ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki girişimlerini her ne kadar dışarıdan yapılan baskılar neticesinde gerçekleştirdiği düşünülse de, Kıbrıs örneğinde olduğu gibi aslında bu durum bir gerekliliğin neticesidir. Zira, Türk dış politikasına uzun bir süreden beri hakim olan “çözümsüzlük” politikasının artık günümüz şartlarında fazla bir geçerliliğinin kalmadığı görülmüştür. Türkiye gibi büyük bir imparatorluğun varisi olan ülkelerin dış politikaları eski imparatorluk sınırları içerisinde yer alan ve bugün sınırları dışında kalmış bölgelerde daha aktif bir dış politika uygulamasını gerektirmektedir. Bugün Kıbrıs’ta gelinen durum, Suriye ile düzelmeye yüz tutan ilişkiler, Yunanistan ile buzların erimeye başlaması, Bulgaristan’la yeniden iyi komşuluk ilişkilerine geçilmesi v.s. gibi konular her ne kadar uluslar arası şartların bir neticesi ise de, bunda giderek daha aktif bir şekilde izlenen “yakın komşu ve çevre ülkeleri” politikasının da önemli katkısı olmuştur. Bu politikanın mantıksal devamı sıranın artık Ermenistan ile ilişkilere geldiğini göstermektedir.
Ermenistan ile ilişkiler tabiatıyla çok zor ve karmaşık bir tarihsel sürecin neticesinde bugünkü seviyesine gelmiştir ve komşularımız içerisinde resmi ilişkilerimizin olmadığı tek ülke durumundadır. Bunda Ermenistan’ın halen kör bir inatla sürdürmeye devam ettiği “sözde soykırım iddiaları”, Türkiye’ye yönelik toprak iddiaları ve Dağlık Karabağ sorununda olduğu gibi komşularına yönelik olarak sürdürdüğü yayılmacı politikaları önemli rol oynamıştır. Ancak, geçtiğimiz günlerde Ermenistan’a yaptığımız ziyaret esnasında da görülmüştür ki, diaspora Ermenileri ve ülkedeki toplam desteği yüzde onun bile altında olan koalisyon ortağı Daşnak Partisi’nin elinde adeta rehin kalmış Koçaryan iktidarının dışında kalan Ermenistan vatandaşlarının büyük bir kesimi, asılsız tarihsel iddiaların Ermenistan halkına ayak bağı olduğunu ve daha gerçekçi politikalar uygulanması gerektiğini düşünmektedir.
Türkiye’nin diğer komşuları ile ilişkilerinde olduğu gibi Ermenistan ile ilişkilerine de yeni bir bakış açısı getirmesi gerektiği düşünülmektedir. Önümüzdeki dönemde bu hususun Türk kamuoyunun gündemine getirileceği de göz önüne alınırsa Ankara’nın değişik politika alternatiflerini tartışması gereği ortaya çıkmaktadır.Yeni dış politika alternatifleri Azeri-Ermeni ilişkilerinde olduğu gibi duygusal zeminden daha gerçekçi bir zemine çekilmeli ve Ermenistan’da bugün radikal unsurların iktidarının devamından başka bir işe yaramadığı düşünülen “sınırların açılması” konusunu da kapsayacak şekilde yeniden ele alınmalıdır. (19 Mayıs 2004/Sinan OGAN, ASAM Rusya Ukrayna Araştırmaları Masası, Başkan)
News Source: StrategyTurkey.org |